18 Şubat 2012 Cumartesi

Pepee aslında Türk, ama kimse bilmiyor...


Bu yaz çocuklar ekranı çok sevdi. Televizyonun kumandası onların elinde olunca ebeveynlerin de renkli kutuyu sevmekten başka bir şansları yoktu. Ancak ne bileyim, sanki biraz daha yeşildi bu yazın ekranı...

Çünkü zeytin gözlü, çizgi ağızlı şapkalı bir minik sonsuz yeşilliklerde koşuyor, oynuyor, halay çekiyordu çocuklarla beraber. Reyting raporlarında rekorlara imza atan bu minik, aslında bir çizgi film karakteriydi ama fazla gerçekti. Türk’tü, afacandı, sevimliydi, biraz kekemeydi, ismini de Anadolu’da kekeme anlamına gelen Pepeme’den alıyordu.

Dikkat çekici özelliklerini saymakla bitiremem ama şarkıları bile dillerde marşa dönünce “kimdir, kimin nesidir?” diye merak ettim. Küçük bir araştırma sonucunda Pepee’nin annesiyle tanışma fırsatım oldu. Gerçi biz onunla gazetedeki köşelerinden, motosiklet üzerinde geçen hayatından, dizilerde oynadığı karakterlerden, son olarak da müzik adamı Kıraç ile yaptığı evlilikten tanışıktık.

Ayşe Şule Bilgiç, ya da şimdi çocukların taktığı sıfatıyla ‘Şuşu’ bize merakla okuyacağımız ve her anı gülümseten bir doğum hikayesi anlattı. Onun yeniden doğumu, Pepee’nin ise dünyaya geliş hikayesiydi bu. En az benim kadar lezzet alacağınızdan eminim anlattıklarını dinlerken, okurken. İçindeki çocuğu hiç öldürmeyen, içimizdeki çocuğu yok etmemize hiç izin vermeyecek olan Şuşu, bakın insana nasıl da yaşama sevinci veriyor...

Yazan:Gazeteci Yazar Mesut Yar


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder